Veteriner Hekim Emre Akdağ

ÇEŞİTLERİ :
Bu nöbetler 2 şekilde olabilir . 1 ) Grand Mal 2 ) Petit Mal
1 ) Grand Mal Nöbetler : En sık görülen nöbet şeklidir . Bu tür nöbetlerden önce genellikle hayvanlar huzursuzlaşırlar ve ortamdan uzaklaşmak isterler , daha sonra gözlerde sanki uzağa bakıyormuş gibi donuklaşmalar olur ve yere düşerler , geri geri yürümeye çalışma, çırpınma , yerde koşmaya çalışma gibi hareketler yaparlar . Genellikle ağızda salya olur , çoğu durumda idrarlarını kaçırırlar . Nöbetler genellikle 1-3 dakika arasında sürer ve nöbet bittikten sonra genellikle dışarı tuvalete çıkmak isterler

2 ) Petit Mal Nöbetler : Seyrek olarak görülür. Hayvan tam olarak kriz geçirmez ama bilinç kaybı gerçekleşir . Bir süre boyunca boş boş etrafa bakarlar . Ayıktırlar yere düşmezler.
NÖBET ESNASINDA NASIL DAVRANILMALIDIR ?
Nöbetler esnasında hasta sahibi soğukkanlı olmalıdır . Hayvanın başında kalabalık ve gürültü yapılmamalıdır , bu tür stres kaynakları krizi daha da tetikleyebilir. Etrafta hayvana nöbet sırasında zarar verebilecek şeyler kaldırılmalıdır. Örneğin hayvan bir merdiven kenarında ise düşmemesi için bir havluya sarılarak sakin ve düz bir alana alınmalıdır. Unutulmamalıdır ki hayvanın bilinci yerinde olmadığı için bilinçsiz olarak sahibinide ısırabilir, bu yüzden hayvan sahibide dikkatli olmalıdır. Kriz sırasında hayvanın ağız kısımına kesinlikle dokunulmamalıdır.
Nöbet 1-3 dakika arası sürer ve nöbetten çıkan köpek sakin ,endişeli ve aşırı yorgun olur . Bu durumda hayvana rahatlatıcı bir ses tonu ile yaklaşılmalı ve sakinleştirilmelidir. Nöbetten çıkan hayvanlar genellikle dışarı çıkmak isterler.

TEŞHİS :
Nöbetler epilepsi hastalığının görülen en belirgin bulgusu olmasına rağmen nöbet geçiren her hayvanın epilepsi hastası olarak tanımlanması doğru bir yaklaşım değildir. Karaciğer ve Böbrek hastalıkları , beyin etrafındaki çeşitli Tumor ve Travmalar , Kan Şeker Seviyesindeki artış ve azalışlar , Zehirlenmeler , Anemiye bağlı vücutta oksijen yetersizliği benzer nöbetlere neden olabilir. Bunlar dikkate alınarak bu tür nöbetler görülen hayvanlara kan Biyokimya Hemogram analizleri ve veteriner hekimin gerekli görmesi durumunda röntgen gibi görüntüleme yöntemleri uygulanmalıdır. Ayrıca hayvan sahibide nöbetlerin tarihini,saatini ve nekadar sürdüğünü gösteren bir takvim hazırlamalı ve bunu veteriner hekim ile paylaşmalıdır . Bu takvim hastalığın sağaltımı ve seçilecek ilaç ve tedavi şekli açısından çok önemlidir.

TEDAVİ :
Maalesef bu hastalığın kesin bir tedavisi yoktur . Amaç bu nöbetleri mümkün olduğu kadar azaltmak ve şiddetini hafifletmektir . Bu amaçla phenobarbital , primidon , diazepam ve potasyum bromür gibi ilaçlar kullanılmaktadır . Ama ilaç seçiminden önce mutlaka kan biyokimya ve hemogram testleri incelenmelidir. Bu testlerin sonuçlarına göre tedavi süresi ve alınacak ilacın sıklığı belirlenebilir.
Bu ilaçlar dışında uygulanabilecek ve faydası görülmüş çeşitli alternatif yöntemlerde mevcuttur ;
Akupunktur : Amaç vucuda endorfin salgılatmak ve böylece krizlerin önüne geçmektir. Yapılan çalışmalarda bazı hayvanlarda krizlerin akapunktur ile tamamen ortadan kaldırdığı görülmüştür.

Doğal Diyet : Doğal ürünlerle hazırlanmamış hazır mamalardaki katkı maddeleri beyin dokusunu irrite edebileceğinden , epilepsi hastası hayvanların doğal ürünlerle hazırlanmış ev yemekleri ile beslenmesi önemlidir. Epilepsi hastası insanlara et yemeleri önerilmez aynı şekilde köpeklerdede 2-3 aylık vejeteryan bir diyetin faydalı olduğu görülmüştür. Ama kedilerde tam vejeteryan bir diyet uygulanmaması gerekir.

Yağ Oranı : Kandaki yağ oranının artması beyindeki sinir hücrelerinin uyarımını azaltır böylece krizlerin azalmasında faydalı olur .
Antioksidanlar : Vitamin C ve Vitamin E immun sistemi önemli ölçüde desteklerler.
Homeopathy : Slicea ve Thuja c30 epilepside sık olarak kullanılan rymedilerdendir.
Egzersiz : Düzenli fiziksel aktivite sinirsel aktiviteyi yükseltir . Koşma ve yürüyüş bu bakımdan önemlidir. Epilepsili bir köpeğin günlük en az 15-20 dk egzersiz yapması krizlerin sıklığı ve şiddeti bakımından mutlaka yararlı olacaktır.
Şerif Tuğrul Kunt Veteriner Hekim

Veteriner Hekim Emre AKDAĞ
KEDİ AİDSİ (Feline Immunodeficiency Virus - FİV )
Kedi aidsi retrovirus grubunda yer alan lentivirus nedenli bir hastalıktır.Her ırk ve yaştaki kedilerde görülebilmekle birlikte en çok 5-12 arası yaşlarda ortaya çıkmaktadır. Hastalık genellikle ısırık yaraları ile kediden kediye , bazende anne karnından yavruya bulaşabilir.

Erkek kediler daha agresif ve gezici oldukları için dişilere oranla hastalığa yakalanma oranları daha yüksektir. Aidsli kedilerimiz polikliniğimize genellikle tekrarlayan basit hastalıklar (unutulmamalıdır ki bu hastalık bağışıklık sistemini çökerttiği için en basit hastalıklar bile ölümcül hale gelebilmektedir) ,solunum yolu ve mide-bağırsak bozuklukları şikayetleri ile gelirler.

Hastalığa yakalanmış kedilerin büyük bir çoğunluğunda diş ve dişeti problemlerinin yanında virusun mide-bağırsak duvarına direkt etkisinden dolayı inatçı ishallerde görülmektedir. Sinirsel bozukluklar , göz rahatsızlıkları , deri problemleri de hastalığın neden olabileceği diğer sorunlardır. Bazı durumlarda hiçbir belirti olmaksızın sadece keyifsizlik şikayeti ile getirilen kedi dostlarımızda da yaptığımız testler sonucunda aidse rastlayabilmekteyiz.

Alınan bir damla kan ile speed testler kullanılarak hastalığın teşhisi mümkündür. Hastalık için söylenebilecek iyi şey insanlara ve diğer hayvan türlerine bulaşmamasıdır. Kötü olansa hastalığın spesifik bir tedavisinin olmaması ve aşısı olmasına rağmen aşı koruyuculuğunun çok düşük olmasıdır.

Aidse yakalanmış kedilere destek tedavisi uygulanır , vücut direnci düşük olduğu için diğer hastalıklara yakalanma riskine karşılık seçilen geniş spektrumlu bir antibiyotiğe başlanır.
Kedi sahiplerinin unutmaması gereken şey, hiçbir belirti göstermeyen ama hastalığı taşıyan kediler yıllarca sağlıklı kalabilir ve daha sonraki zamanlarda semptomları gösterebilirler. Bu yüzden ev dışındaki ortamlarıda ziyaret eden ve özellikle yaralı olarak geri gelen kedilerin bir süre sonra FİV yönünden kontrolü , ileriki dönemlerde çıkabilecek sorunlara önlem alınması ve hastalığın diğer kedi dostlarımıza bulaşmasının önüne geçilmesi için önemlidir .
Veteriner Hekim Emre AKDAĞ